<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Türkiye 2.0</title>
	<atom:link href="http://www.turkiye20.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkiye20.org</link>
	<description>Teknoloji, Ülke, Toplum</description>
	<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 21:44:58 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Türkiye 2.0’ı Ne Kuracak: Tavuklar ve Hırs mı; Tesis ve Sermaye mi?</title>
		<link>http://www.turkiye20.org/kultur/turkiye-20%e2%80%99i-ne-kuracak-tavuklar-ve-hirs-mi-tesis-ve-sermaye-mi/</link>
		<comments>http://www.turkiye20.org/kultur/turkiye-20%e2%80%99i-ne-kuracak-tavuklar-ve-hirs-mi-tesis-ve-sermaye-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Mar 2008 11:16:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chet</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Birey]]></category>

		<category><![CDATA[Kültür]]></category>

		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>

		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<category><![CDATA[yatırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkiye20.org/kategorilenmemis/turkiye-20%e2%80%99i-ne-kuracak-tavuklar-ve-hirs-mi-tesis-ve-sermaye-mi/</guid>
		<description><![CDATA[80’lerden kalma başarısız sporcuların sarfettikleri bir mazaret kafamda dönüyor: “Tesis yok.”. Ekonomi makalelerinde yatırım ve finansmanın devlet açıklarının finansmanı yerine yatırımlara kayması halinde ortalığın cennete döneceğine dair yazılar da geldi aklıma ardından. Girişimcilerimizin önünü açıp krediler, teşvikler aksın yeter, gerisi gelirdi. Karıştı biraz, neyse baştan alalım  
Dün akşamüstü Web Seminerleri’nde Arda Kutsal’ın Türkiye’deki Web [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>80’lerden kalma başarısız sporcuların sarfettikleri bir mazaret kafamda dönüyor: “Tesis yok.”. Ekonomi makalelerinde yatırım ve finansmanın devlet açıklarının finansmanı yerine yatırımlara kayması halinde ortalığın cennete döneceğine dair yazılar da geldi aklıma ardından. Girişimcilerimizin önünü açıp krediler, teşvikler aksın yeter, gerisi gelirdi. Karıştı biraz, neyse baştan alalım <img src='http://www.turkiye20.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Dün akşamüstü Web Seminerleri’nde Arda Kutsal’ın Türkiye’deki Web 2.0 girişimleri ile ilgili konuşmasını dinlemeye gittim. Gerek Arda’nın gerekse katılımcıların katkıları ile seminerden çok beyin fırtınası tarzı bir etkinlik oldu. Aslında kafama takılan bu işlerin bu kadar içinde olan insanların analizleri yaparken sadece yatırım, kar, finansman, teknoloji, pazar payı gibi terimlere takılmaları ama bunların arkasındaki insani, sosyal faktörleri teğet geçmeleri. Tam dillerinin ucuna geliyorken atlıyorlar başka bir konuya.<br />
<span id="more-12"></span><br />
Altyapı, yetişmiş insan gücü ve finansmanın önemini yadsıyor değilim ama facebook örneğinde olduğu gibi Türk internetinin bu kadar cılız, aciz ve kısır kalmasına sebep olacak denli kötü bir altyapımız olduğunu da düşünmüyorum. Bu kaynaklar durup dururken çıkmazlar ortaya. Birisinin bir şeyi başlatması gerek. Yani önce tavuk olmalı diyorum. Bunları söylerken Silicon Vadisi var aklımda. Tom Perkins gibi Silicon Vadisi’nin ve bununla içiçe girmiş Venture Capital alanının duayeni olan birisinin (evet Kleiner Perkins adlı dev Venture Capital şirketinin kurucusundan bahediyorum) bir podcastteki sözleri gerçekten ilginç. Tom Perkins’in Silikon Vadisi’ne gelmesi ve VC işine girmesindeki temel etken daha hiç kimsenin bilmediği, küçük bir firma olan Hewlet Packard’da işe girmesiymiş. New York’ta bir fuarda tek başına standlarını kuran David Packard’a yardım etmesi ile başlıyor HP&#8217;deki iş yaşamı. Tom Perkins&#8217;e göre David Packard&#8217;ın ve HP’nin modern VC yöntemini ve “kültürünü” oluşturduğunu ve Vadi’deki pek çok önemli girişimcinin ve VC’nin bir zamanlar HP’de çalışmış olduğunu hatırlatıyor. Yani HP ve David Packard burada tavuk oluyorlar <img src='http://www.turkiye20.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Yumurtalarını ve ondan gelen diğer tavukları hepimiz biliyoruz. Etrafınıza bir bakın, acaba kaç web yada yüksek teknoloji girişimi HP gibi bir okul olmuş, hatta bir iş yapma kültürü yaratmış. Tek başına site kurdum, para buldum, sattım döngüsüne sıkışmış girişimlerle Türkiye 2.0 nasıl bir yer olabilir?</p>
<p>Tabii sadece kültür ve öğrenme değil, kapitalizmi ateşleyen temel psikolojik faktörler olan mülkiyet, hırs ve rekabet de önemli. Tom Perkins’in Vadi’nin neden bu kadar farklı ve özel bir yer olduğuna dair soruya verdiği yanıt bunu gösteriyor. “Vadi’de herkes mutlaka çok başarılı olmuş bir girişimci tanır.” diyor.  “Ben Joe’dan akıllıyım, ve Joe milyonlar yapmışsa ben milyarlar yapabilirim.” diye düşünürmüş Vadi sakinleri. Böyle düşündükleri için de bu motivasyonla hareket edip büyük şeyler yapmaya çalışırlar ve başarırlarmış. Amerika’nın diğer yerlerinde çok iyi VC şirketleri, bankalar, üniversiteler, akıllı ve çalışkan insanlar var ama bu psikoloji olmadığı için Vadi’deki devinim başka hiç bir yerde olmuyor. Eee bakalım, bizdeki hikayeler nedir? Eminim pek çoğumuz arazi spekülasyonu, hayali ihracat veya şaibeli devlet/belediye ihaleleri ile köşeyi dönmüş bir kaç kişiyi dolaylı olarak bile tanıyordur ama risk alıp web / yüksek teknoloji girişimi ile büyümüş başarılı olmuş çok az kişi tanıyoruz. Bunlara bulaşmayacak birisi için de en ideal senaryo da herhalde yabancı bir firmanın Türkiye satış ofisine kapağı atmaktır. Arda’nın dün insanların risk alamamasının olumsuzluğundan bahsederken dilinin ucuna gelen  bunun gibi bir şeydi sanırım. Aslında risk alabilirler ama algılanan ödülün büyüklüğü önemli. Yani kazanma şansı değişmese, hatta çok daha az olsa bile Sayısal Loto’da çok fazla ikramiyenin devredildiğinde algılanan ödül büyük olduğu için loto bayilerinin önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Kendine güven, hırs ve diğer başarılı örneklerin kamçılaması olmadı mı, büyük riskli işlere kimse soyunmuyor.</p>
<p>Ancak olumlu örnekler arttıkça, akıllı ve becerikli insanların başarı motivasyonları plazalardan web girişimlerine kayabilir. Böylece HP gibi mezunlar verecek okulları (yani tavukları) da bu insanlar kurabilecekler. Tavuklar ve hırs olmadan Türkiye 2.0 ne kadar tesis, ve sermaye akarsa aksın arzuladığımız canlılıkta ve çeşitlilikte bir yer olamayacaktır.</p>
<a href="javascript:toggleStartStop();PicLensLite.start({feedUrl:'http://www.turkiye20.org/wp-content/plugins/wp-piclens/mrss.php?id=12'});">Start Slide Show with PicLens Lite <img src="http://www.turkiye20.org/wp-content/plugins/wp-piclens/PicLensButton.png" alt="PicLens" width="16" height="12" border="0" align="top"></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkiye20.org/kultur/turkiye-20%e2%80%99i-ne-kuracak-tavuklar-ve-hirs-mi-tesis-ve-sermaye-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>BBC görücüye çıktı!</title>
		<link>http://www.turkiye20.org/online-strateji/bbc-gorucuye-cikti/</link>
		<comments>http://www.turkiye20.org/online-strateji/bbc-gorucuye-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 15:15:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galilee</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Medya]]></category>

		<category><![CDATA[Strateji]]></category>

		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>

		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>

		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<category><![CDATA[web tasarımı]]></category>

		<category><![CDATA[yayıncılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkiye20.org/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[BBC yeni anasayfasının beta&#8217;sını görücüye çıkardı. BBC&#8217;nin anasayfası işin bahanesi, derdim yayıncılık yapan bir sitenin anasayfası &#8220;nasıl olmalı&#8221; ve &#8220;nasıl olmamalı&#8221; üzerine ahkam kesmek&#8230;
Bir sitenin tasarım anlayışını öncelikli olarak belirleyen şey o sitenin yaptığı iş, seslendiği kitle ve bugüne değil geleceğe odaklanmış stratejisidir. Yani &#8220;user generated content&#8221; üreten ve üretilen içeriği tekrar kullanıcıya sunan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="bbc_beta1.jpg" href="http://www.turkiye20.org/wp-content/uploads/2007/12/bbc_beta1.jpg"><img src="http://www.turkiye20.org/wp-content/uploads/2007/12/bbc_beta1.thumbnail.jpg" alt="bbc_beta1.jpg" hspace="10" vspace="10" align="left" /></a><a href="http://www.bbc.co.uk/home/beta/" target="_blank">BBC </a>yeni anasayfasının beta&#8217;sını görücüye çıkardı. BBC&#8217;nin anasayfası işin bahanesi, derdim yayıncılık yapan bir sitenin anasayfası &#8220;nasıl olmalı&#8221; ve &#8220;nasıl olmamalı&#8221; üzerine ahkam kesmek&#8230;</p>
<p><span id="more-5"></span>Bir sitenin tasarım anlayışını öncelikli olarak belirleyen şey o sitenin yaptığı iş, seslendiği kitle ve bugüne değil geleceğe odaklanmış stratejisidir. Yani &#8220;user generated content&#8221; üreten ve üretilen içeriği tekrar kullanıcıya sunan bir sitenin (diyelim YouTube) tasarımı ile her anlamda &#8220;kamu yayıncılığı&#8221; konusunda dünya çapında bir standart kabul edilen BBC&#8217;nin sayfasının farklı olmasından daha doğal ne olabilir?</p>
<p>Günümüzde &#8220;içerik&#8221; üreten siteleri kabaca iki farklı akıma oturtmak mümkün: Web 2.0 terimiyle anılagelen siteler, kullanıcıdan aldıkları içeriği tekrar kullanıcıya sunmaya odaklanmışken (YouTube, Digg, Facebook vs. bu gruba girer), geleneksel yayıncılıktan gelen <a href="http://www.bbc.co.uk/home/beta/" target="_blank">BBC</a>, <a href="http://www.cnn.com">CNN</a>, <a href="http://www.iht.com" target="_blank">IHT</a> vs gibi kurumsal medya grupları &#8220;editoryal&#8221; ya da &#8220;markalı&#8221; denebilecek içeriği kullanıcıya en etkili şekilde sunmaya odaklıdır. Birinci gruptaki hızlı yükseliş ve &#8220;sosyal medya&#8221; tanımının icat edilmesi, ikinci gruptaki kurumları &#8220;melez&#8221; bir yapıya göre dönüşmeye zorluyor. Bu melezliğin dengesi ise her kurum için ayrı bir karar.<br />
BBC burada da kar amacı güden diğer medya gruplarından ayrılıyor, çünkü kamu yayıncılığı yapıyor. Tıpkı ABD&#8217;deki <a href="http://www.pbs.org/" target="_blank">PBS</a> ya da bizdeki <a href="http://www.trt.net.tr" target="_blank">TRT</a> gibi&#8230; (TRT henüz internet çağının geldiğini kabul etmedi, bakmayın bir web sitesi olduğuna&#8230;) BBC&#8217;nin yeni anasayfasında bu değişimin tüm izlerini, BBC&#8217;ye has temkinlilik ve dengeyle görmek mümkün:</p>
<p><a title="bbc_customization.jpg" href="http://www.turkiye20.org/wp-content/uploads/2007/12/bbc_customization.jpg"><img src="http://www.turkiye20.org/wp-content/uploads/2007/12/bbc_customization.thumbnail.jpg" alt="bbc_customization.jpg" hspace="10" vspace="10" align="left" /></a>1. Internet&#8217;teki sitelerin kullanım biçimi kullanıcıların kendi ilgili alanlarına göre &#8220;özelleştirmeler&#8221; yapmalarına olanak tanıyor. BBC özelleştirme fonksiyonlarını kendince sınırlandırmakla birlikte (kamu yayıncılığı prensipleri kimi haberleri kayıtsız şartsız iletmeyi bir misyon sayar çünkü), yeni nesil kullanıcıya cazip gelecek bir esnekliği de sunuyor. (iGoogle, Live gibi üçüncü nesil sayılabilecek &#8220;beyaz sayfa portalları&#8221; apayrı bir tartışma konusu)<br />
2. Kamu yayıncılığının gereği olarak hedef kitlesinin yaş ve beğeni yelpazesini mümkün olduğunca geniş tutmak zorunda olan BBC, iri punto kullanımı, net ve ferah bir tasarım anlayışıyla orta yaş ve üzeri internet kullanıcısının da rahatlıkla yolunu bulabileceği bir sayfa yaratmış.<br />
3. Tasarımın en önemli ilkesi &#8220;rahat bulunabilirliktir&#8221;. Web tasarımında en sık göz ardı edilen gerçek &#8220;arama&#8221; denen fonksiyonun arama kutusu ile değil &#8220;göz&#8221; ile başladığıdır. Göz bulunduğu sayfa üzerindeki içerikleri kolay ve hızlı bir şekilde bulabiliyorsa temel arama fonksiyonunu çözdünüz demektir.<br />
4. BBC&#8217;nin anasayfasında artık Blog bölümü var. Henüz editoryal de olsa çok yakında bu alanın kullanıcılara açılacağının işareti bu. Önümüzdeki ay üyelik servisini açacağını ilan eden kurum, BBC damgalı içeriğin yanısıra kullanıcı tarafından üretilecek içeriği de göz ardı etmediğini kanıtlıyor.</p>
<p>Şimdi arkanıza yaslanın, BBC&#8217;nin beta anasayfasını açın, yanına bizden Hürriyet ve Milliyet&#8217;i açın ve uzun düşüncelere dalın. Bir sonraki yazıda biraz onlara takılırız.</p>
<a href="javascript:toggleStartStop();PicLensLite.start({feedUrl:'http://www.turkiye20.org/wp-content/plugins/wp-piclens/mrss.php?id=5'});">Start Slide Show with PicLens Lite <img src="http://www.turkiye20.org/wp-content/plugins/wp-piclens/PicLensButton.png" alt="PicLens" width="16" height="12" border="0" align="top"></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkiye20.org/online-strateji/bbc-gorucuye-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Portal is alive and well!</title>
		<link>http://www.turkiye20.org/online-strateji/portal-is-alive-and-well/</link>
		<comments>http://www.turkiye20.org/online-strateji/portal-is-alive-and-well/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 09:12:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galilee</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Medya]]></category>

		<category><![CDATA[Strateji]]></category>

		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>

		<category><![CDATA[beyaz sayfa portalları]]></category>

		<category><![CDATA[identity management]]></category>

		<category><![CDATA[portal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkiye20.org/kategorilenmemis/portal-is-alive-and-well/</guid>
		<description><![CDATA[Portal terimi internetin kitleselliği dönemde ortaya çıktı. Temel amacı internete bağlananların &#8220;giriş kapısı&#8221; olmak ve kullanıcının temel ve çeşitli ihtiyaçlarını tek bir şemsiye altında sağlayabilmekti.
1. Nesil Portallar
90&#8242;ların sonunda yoğunlaşıp 2000 ortalarına kadar süren dönem kullanıcıların internetle flört ettikleri dönem diye de tanımlanabilir, dolayısıyla tüm internet gibi portallar da deneye yanıla ilerlediler. Bu dönemde interneti internet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Portal terimi internetin kitleselliği dönemde ortaya çıktı. Temel amacı internete bağlananların &#8220;giriş kapısı&#8221; olmak ve kullanıcının temel ve çeşitli ihtiyaçlarını tek bir şemsiye altında sağlayabilmekti.<span id="more-10"></span></p>
<p><strong>1. Nesil Portallar</strong><br />
90&#8242;ların sonunda yoğunlaşıp 2000 ortalarına kadar süren dönem kullanıcıların internetle flört ettikleri dönem diye de tanımlanabilir, dolayısıyla tüm internet gibi portallar da deneye yanıla ilerlediler. Bu dönemde interneti internet yapan, temel iletişim (email, sohbet, forum) ve eğlence (oyun gibi) servisleriydi. 2001 yılına kadar global ve yerel anlamda güçlü birçok portal çıktı ortaya: <a href="http://www.excite.com" target="_blank">Excite</a>, <a href="http://www.lycos.com" target="_blank">Lycos</a>, <a href="http://www.yahoo.com" target="_blank">Yahoo</a>, <a href="http://www.terra.com/" target="_blank">Terra</a>. Bunun yansıması Türkiye&#8217;de de Superonline, Ixir, pek kısa ömürlü Turkport, <a href="http://www.tnn.net/homepage.asp?r=r" target="_blank">Turk.Net</a>, <a href="http://www.mynet.com" target="_blank">Mynet</a>, <a href="http://www.ekolay.net" target="_blank">Ekolay </a>gibi portal kavramı etrafında kullanıcının gündelik tüm internet ihtiyaçlarını sarmayı amaçlayan adresler ortaya çıktı. Türkiye&#8217;deki 2001 krizi dünyadaki internet kriziyle birleştiğinde bu isimlerin çoğu ya kapandı ya da uykuya geçti.</p>
<p>1. nesil portallar o günün ihtiyaçları ve teknik kapasiteleriyle sınırlıydı. Dial-up&#8217;ın başat olduğu bir dönemde mümkün olduğunca hafif servisler sunulması gerekiyordu. Internet kullanıcısının ise tecrübesiz ve daha az talepkar olduğu bu dönemde portallar &#8220;Her şeyden biraz!&#8221; şiarı ile inşa edildiler. Biraz haber, biraz sinema, biraz o, biraz bu. Zamanla ayakta kalabilen portalların en güçlü tarafları &#8220;biraz&#8221; sundukları içerik değil, iletişim ve eğlence servisleri oldu.</p>
<p>Broadband&#8217;in yaygınlaşması ve internet dünyasının çeşitlenmesiyle birlikte tek bir konuda derinleşen &#8220;tematik&#8221; siteler dönemi başladı. Mesela video uzmanı olarak YouTube, foto paylaşma uzmanı olarak Flickr, haber uzmanı olarak geleneksel haber dünyasından gelen başarılı siteler kullanıcının alternatifini genişlettiler.</p>
<p>Bu noktada daha uzmanlaşmış olan kullanıcılar şu lafı etmeye başladılar: &#8220;Her şeyden birazcık sunan bir yer yerine, o konuda derinleşmiş sitelere giderim.&#8221; Portalların kriz yaşamaya başladığı noktaların birincisiydi bu.</p>
<p>İkinci nokta 1. Nesil portalların identity management (kimlik yönetimi) kavramlarının registration (üyelik) sistemine dayanmasıydı. Arka tarafta kullanıcının bilgileri vardı ama diğer kullanıcılarla paylaşılmayan site ile üye arasında gizli bir bilgiydi bu. Oysa yeni dönem internetinin kimlik yönetimi profil sistemine dayanıyordu. Her noktada insanları birbiriyle tanışmaya ve iletişime geçmeye iten profil ilk olarak arkadaşlık servislerinde keşfedilmiş ondan sonra yaygınlaşmıştı. Yani kullanıcı &#8220;özel&#8221; alandan &#8220;kamusal&#8221; alana çıkmıştı.</p>
<p>Portallar profil sistemine hızlı bir şekilde uyum sağlayamadılar çünkü devasa üyelik yapılarını profil sistemine geçirmek hiç de kolay değildi. Bu sırada yeniyetme siteler füze gibi yükselmeye başladı.</p>
<p><strong>2. Nesil Portallar</strong><br />
Elbette hiçbir portal savaşı bu kadar kolay kaybetmeye niyetli değildi. Bütün portallar bir yandan profil sistemini adım adım inşa etmeye başlarken, diğer yandan yükselen yeni değerleri arka arka bünyelerine katmaya, kendi üyelik sistemleriyle bu sitelerin profil sistemlerini entegre etmeye başladılar. Bugün Yahoo, Mynet gibi portallar eski ile yeni iki sisteminin birarada yürüdüğü bir geçiş dönemini yaşıyorlar. Bu geçişi başarılı tamamlayabilen ayakta kalacak.</p>
<p>Diğer yandan 2. Neslin içine doğmuş Myspace örneği var önümüzde. Myspace 2. nesil portalın canlı, kanlı bir örneğidir. Günümüz internet kitlesinin tüm dinamiklerini içinde barındırıyor çünkü zaten yeni olduğu için bu kavramların üzerine inşa edilmiş durumda.</p>
<p><strong>Tabula Rasa</strong><br />
2. nesil portal deyince bir başka portal çeşidini de es geçmemek lazım: Beyaz Sayfa Portalları (Tabula Rasa portalları da diyebiliriz). <a href="http://www.google.com/ig" target="_blank">iGoogle</a>, <a href="http://www.live.com" target="_blank">Live</a>, <a href="http://www.netvibes.com" target="_blank">NetVibes</a> bu türün örnekleri. Kullanıcıya internet denizindeki ilgi alanlarına göre dataları tek bir sayfa üzerinde toplayarak kendi kişisel portalını oluşturmaya imkan veriyor. Bu arada bir parantez açıp Google meselesini de netleştirmek lazım. Kim ne derse desin Google da artık bir portaldır. Portalın temel tanımı, kullanıcının gün içindeki internet ihtiyaçlarını tek bir şemsiye altında sağlamak ise email&#8217;den, habere, dosya programlarından blog&#8217;a ve video ve foto paylaşım sitesine kadar sayısız hizmeti sunan Google çoktan portallaşmıştır.</p>
<p>Beyaz sayfa portalları da önümüzdeki yıllarda kendilerine pompalanan değil, kendi seçtikleriyle internette dolaşmak isteyen kitlelerin popüler tercihi olabilir. Beyaz sayfa portalları etraftaki tüm siteler için &#8220;gadget&#8221; kavramını da kritik hale getiriyor. Internette bulunabilme git gide zorlaşırken, verdiğin içeriği ya da servisi farklı mecralarda ulaşılabilir kıldığın ölçüde güçleneceksin. Köşede dükkan açıp müşterinin kapıdan içeri girmesini bekleme dönemi geçti yani.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkiye20.org/online-strateji/portal-is-alive-and-well/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Web medya kaça ayrılır?</title>
		<link>http://www.turkiye20.org/kategorilenmemis/web-medya-kaca-ayrilir/</link>
		<comments>http://www.turkiye20.org/kategorilenmemis/web-medya-kaca-ayrilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2007 16:10:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galilee</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<category><![CDATA[gazete siteleri]]></category>

		<category><![CDATA[portal]]></category>

		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>

		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkiye20.org/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda yeni sitelerin yükselip, bir zamanların devlerinin kan kaybetmesiyle birlikte web&#8217;te işlerin radikal bir şekilde değiştiği, eski formatların ölüp yenilerinin ortaya çıktığı konuşulur oldu. Eskileri aldı bir panik, yenileri ise bir hırs.
Her evrimi bir devrim zannetmektense web&#8217;teki yayıncılık anlayışını belli kavramlar içinde sınıflandırmaya çalışalım. Sınıflandırmanın yetmediği yerde de etiketleyelim. İşin gerçeği bu çünkü. Birçok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda yeni sitelerin yükselip, bir zamanların devlerinin kan kaybetmesiyle birlikte web&#8217;te işlerin radikal bir şekilde değiştiği, eski formatların ölüp yenilerinin ortaya çıktığı konuşulur oldu. Eskileri aldı bir panik, yenileri ise bir hırs.<br />
<span id="more-8"></span><a href="http://www.turkiye20.org/wp-content/uploads/2007/12/web20.jpg" title="web20.jpg"><img src="http://www.turkiye20.org/wp-content/uploads/2007/12/web20.thumbnail.jpg" alt="web20.jpg" align="left" hspace="10" vspace="10" /></a>Her evrimi bir devrim zannetmektense web&#8217;teki yayıncılık anlayışını belli kavramlar içinde sınıflandırmaya çalışalım. Sınıflandırmanın yetmediği yerde de etiketleyelim. İşin gerçeği bu çünkü. Birçok site artık sınıflandırılmaktan çok etiketlenebiliyor ancak. Bu bir geçiş dönemi ise, değişimi yakalamak ancak kavramsallaştırmayla olur. Gözleri kör eden bir hezeyanla değil.</p>
<p>Türkçemize &#8220;medya&#8221; diye yapışıveren terim kitlesel basın ve yayın kurumlarını ifade ediyor. Dolayısıyla bir mecra olarak interneti de kapsıyor. Bugün geleneksel medya yapılanmasından gelen kurumlar ile internet&#8217;te varolan ve internetteki kitle üzerinden büyüyen &#8220;yeni medyanın&#8221; birbiriyle çarpışmasından ve birbirini dönüştürmesinden kaynaklanan iki format var.</p>
<p>1. Geleneksel medya yapılanması &#8220;uzmanlar&#8221;, &#8220;bilirkişiler&#8221;, &#8220;kanaat önderleri&#8221;, &#8220;köşe yazarları&#8221;, &#8220;genel yayın yönetmenleri&#8221; gibi ünvan ve terimlerle varolur ve içerik akışını yukardan aşağıya doğru örgütler. Kurumun içinde o kurumun &#8220;markası&#8221; ile üretilmiş içerik kitleye sunulur. Kitle de bunu alır (ya da günümüzde daha çok yaşandığı şekilde &#8220;almış gibi&#8221; yapar). Buradaki içeriğin değeri kendinden menkuldür. Uzmanlar ve işi içerik üretmek olan kişiler tarafından üretilmektedir çünkü. Birçok geleneksel medya ilk önce zorunluluktan internete girmiş de olsa, yavaş yavaş burayı ikinci bir yuva olarak benimsemiş durumda. Bu durum geleneksel yapılanmalarını tehdit etse de yeni ve reddedilemeyecek imkanlar sunuyor. Her şeyden önce internet çok daha ekonomik. Sonuçta işi ticaret olan medya grupları da bu özelliğini seviyorlar internetin. İlk başlarda geleneksel mecrada üretilen içeriğin (gazete, dergi vs.) bir kopyasının da internete konmasıyla başlayan bu yeni süreç giderek internet sitelerinin kendi başına birer değer olmasıyla sonuçlanıyor. Türkiye&#8217;deki örnekleri tek bir istisnaya bile yer vermeden bunun dışında tutuyorum. Şu anda Türkiye&#8217;de günümüz internetinin hakkını vererek kendi ayakları üzerinde durabilen tek bir tane geleneksel medya sitesi yok.</p>
<p>Bu kurumlar internete alıştıkça internetin gereklerini de sitelerine taşımaya başladılar. <a href="http://www.guardian.co.uk/" target="_blank">Guardian</a>, <a href="http://www.nytimes.com" target="_blank">NY Times</a>, <a href="http://www.iht.com" target="_blank">International Herald Tribune</a> gibi geleneksel gazeteler internet işini iyi yapan adreslerden bazıları. Her şeyden önce gazeteyi tekrar etmiyorlar, multimedya ve kullanıcının ürettiği içerikle harmanlayarak sık güncellenen, derin analizlere yer veren yeni bir alan yaratıyorlar kendilerine. İş öyle bir noktaya geldi ki, internet siteleri gazetedeki geleneksel yapıya tehdit oluşturur oldular. Örneğin gazetede yayın kurulunun, genel yayın yönetmenin vs&#8217;nin onayından geçerek yayınlanan bir içerik internet sitesinde kullanıcılar tarafından lime lime edilebiliyor. Bu geleneksel yapıdaki &#8220;değerli ve doğru içeriğin&#8221; ne olduğuna karar veren otoriteyi sarsan bir durum, bunun da sosyal boyutta etkileri var. Ama şimdilik kısa geçiyoruz.</p>
<p>İş öyle bir yere doğru gidiyor ki gazete, dergi dediğimiz ve aslına bakılırsa 19. yüzyıldan kalma formatlar yavaş yavaş etkisini yitiriyor. 10 yıl içinde büyük gazetelerin sadece haftasonu baskı yapma olasılıkları çok fazla. Tirajlar da bunu gösteriyor. Gündelik hayatına interneti bir daha çıkarmamacasına sokan insanlar giderek gazete ve dergiyi haftasonu kahvaltı sofrasına ait bir eğlence olarak görmeye başladılar. Haftaiçi bilgi kaynağı ise internete kaydı.</p>
<p>2. Internet ortamında çıkan ve tüm kitlesini internet üzerinde yakalayan yayın siteleri de kendi içlerinde çeşitleniyor. Bir kere daha ekonomik olduğu için, geleneksel medya yapılanmasına yakın durmakla birlikte internet üzerinde yaşayan daha profesyonel diyebileceğimiz irili ufaklı internet adresleri mevcut. Özellikle belli uzmanlık alanlarında gerçekten de sağlam kaynakları &#8220;sadece ama sadece internette&#8221; bulmak mümkün.</p>
<p>Diğer yanda yükselen trend &#8220;sosyal medya&#8221; var. Yani kullanıcının eklediği ve yine kullanıcı kitlesi tarafından oylanarak &#8220;yükselen&#8221; ya da &#8220;kaybolan&#8221; içeriklerin sunulduğu bu ortamlar kullanıcının seçtiği ve ürettiği içeriğin en demokratik içerik olduğu iddiasında. <a href="http://www.digg.com/" target="_blank">Digg</a>, <a href="http://www.reddit.com" target="_blank">Reddit</a>, <a href="http://www.stumbleupon.com" target="_blank">StumbleUpon</a> gibi social bookmarking sitelerinin, <a href="http://www.youtube.com" target="_blank">YouTube</a>, <a href="http://www.flickr.com/" target="_blank">Flick&#8217;r</a>, <a href="http://www.dailymation.com" target="_blank">Dailymation</a> gibi foto ve video sitelerinin yaptığı temelde bu.</p>
<p>Burada temel nokta bu sitelerin belli bağlamlarla hareket etmesi: Video, foto, haber vs. Eski tabirle konuşursak belli bir konuda mümkün olduğunca büyük bir kitleyle &#8220;uzmanlık&#8221; ve &#8220;güvenirlik&#8221; ünvanına erişmek temel amaç. Böyle bakıldığında ironik bir şekilde birinci gruptaki geleneksel medyanın tehdit altındaki otoritesinin bir benzerini tekrar inşa ediyorlar. Kitlenin gücünü ve tarşılmazlığını kullanarak üstelik. Her eleştiriye cevapları hazır aslında: &#8220;İnsanlar böyle istedi!&#8221;</p>
<p><strong>Portal&#8217;a Ne Oldu?</strong></p>
<p>Bir zamanlar birçok servisi ve farklı içerik türlerini birarada sunan portallar vardı, değil mi? Neredeler şimdi? Bu soru şu sıralar çok soruluyor ve herkesin hazır bir cevabı var: &#8220;Portallar ölüyor.&#8221;</p>
<p>Oysa portallar ölmüyor deri değiştiriyorlar. Eski portallar çok büyük bünyeler olduğu için bu deri değişimi zaman alıyor. Belki kimi bu değişimin üstesinden gelemeyip yok olup gidecekler ama onların yerine yeni portalların çıkacağı kesin.</p>
<p>Örneğin portalların toprağa verildiğinin konuşulduğu bir zamanda <a href="http://www.myspace.com" target="_blank">MySpace </a>kendine &#8220;next generation portal&#8221; diyorsa bir bildiği vardır elbette. Bu tamlamadaki vurguyu yanlış yere koymamak lazım. Vurgu &#8220;portal&#8221; kelimesinde değil, &#8220;next generation&#8221; kelimesinde&#8230;</p>
<p>Madem portallar ölüyor, az önce yukarıda saydığımız tüm başarılı sosyal medyalarını niye portallar satın alıveriyor. Hatta MySpace&#8217;i de gidip geleneksel bir medya şirketi satın alıveriyor. Bir dahaki sefere &#8220;portal&#8221; konuşalım bari.</p>
<a href="javascript:toggleStartStop();PicLensLite.start({feedUrl:'http://www.turkiye20.org/wp-content/plugins/wp-piclens/mrss.php?id=8'});">Start Slide Show with PicLens Lite <img src="http://www.turkiye20.org/wp-content/plugins/wp-piclens/PicLensButton.png" alt="PicLens" width="16" height="12" border="0" align="top"></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkiye20.org/kategorilenmemis/web-medya-kaca-ayrilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
